Hayal ile Umit Hikayen - A Tale of Humanity
Puf, Ayna ve Hayal 2.Bölüm başlıklı yazının detayı
Puftaki o güçlü, zeki, çekici, neşeli kadın giderek eriyor ve tükeniyordu. Olmak zorunda oldukları ya da olduğu bile değildi. Bu sefer, aynadaki kadın biraz sonra çıkacağı sahne için makyajını hazırlayamıyor, öğretilmiş rolleri ve tiratları, unutmuşçasına geriliyordu. Güçlü olmalıydı. Zayıf yönlerini ifşa etmemeliydi. Hatalar bastırılabilmeliydi. Çirkinlikler örtülmeliydi. Güzellik miydi sadece onu o yapan? İstese de yanından ayrılmayan çirkin yanları da o değil miydi? Kim için kim olmalıydı? Hayat, kendi tercihlerinin bir sonucu olmalıydı, bir başkasının değil. O, kendi tercihleri ve başkalarının tercihleri arasında sıkışmış ödünç bir hayat yaşayan biri olamazdı. Sahne onun olmalı ve doğaçlama olmalıydı her şey, makyajı yapan da senaryoyu yazanda o olmalıydı. İnandırmıştı tüm bunlara kendini. İçinde bir isyan başlayıverdi ve beyninde kayan, nerden geldiği bilinmeyen cümleler belirivermişti aynadaki kadın hırçınlaşırken. Güneş yeni kentlere doğru yol alırken kara bulutlar çöküyordu şehrin üstüne. Kara bulutlar, koca boynuzlu geyikler gibi birbirlerine sertçe tosluyor ve gök gürlüyordu. Rüzgar şiddetini artırmış, davetsiz misafir olarak evleri zorluyor, girebileceği tüm deliklere girmek ister gibiydi. Aynaya öyle dalmıştı ki dışarıda olup bitenin farkında bile değildi. Sinirleri giderek bozuluyordu. Ne olmuştu birden içinde bir yerde saklanan bir fırtına yaklaşır gibiydi. Oflama sesleri odasını dolduruyor, masaya sert vuruşları ise acemi bir baterist gibi ritim tutuyordu. Aynadaki kadın tanınmaz hale gelirken makyaj malzemeleriyle, aynaya baktı ve bir kez daha göz göze geldiler. Dikkatinden kaçsa da, her yeri koyu bulutlarla kaplanmış, hava iyice bozmuştu. Telefon çalmaya başladı. Hışımla aldı ve kahretsin diyip sesini kesti ve yatağa doğru fırlattı. Telefon yatağa düştüğünde, küt diye bir ses duydu, kapı da aynı anda şiddetle çarpmıştı. Ortalık aniden aydınladı ve gök kükrercesine gürledi. Büyük bir dalganın sahile vuruşu gibi kalbi amansızca göğüs kafesine vurmuş, hızla çarpıyordu. Öylesine korkmuştu ki tir tir titriyordu, gözünden damlalar peş peşe düşmeye başladı. Yağmur taneleri pencereleri dövmeye başlamış, yağmur gökten kaçar gibiydi. Gözyaşlarıyla birlikte, rimeli ve göz kalemi akıyor, renkler birbirine karışıyor, yüzünü boyuyordu tüm koyuluğuyla siyah. Su damlaları birleşiyor, tüm sokağın kirinin topluyor, kaldırım ve caddelerde toplanıyor, gidebildiği her yöne hareket ediyor ve sokağı çamurun karalığına boyuyordu. Yüzündeki boyalar iyice karışıp korkunç bir hal almış, çizgiler halinde gözlerinden yanaklarına ve çenesine doğru kayıyordu. Aynadaki kadınla karşılaştığında iyice hıçkırıkları artmış ve ağlaması güçleniyor, boğazı düğümleniyor ve ağlıyordu, ağlıyordu. Aynadaki kadın kapkara tanınmaz gözleriyle bir ucubeden farksızdı. Korku ve gözyaşları ile hemen kendini yatağa attı. Yağmur tüm şiddetini artırmıştı. Birden yastığına sıkıca sarıldı, makyajı yastığını boyuyor, gözyaşları ise adeta yastığa gömülüyordu. Hıçkırıyordu, titriyordu ve iyice büzüldü. Aynadaki kadın kaçmıştı artık. Ne aynanın ne de pufun sahibi vardı. Dağılmış makyaj malzemeleriydi geride kalan ve acımasızca pencereleri döven yağmur. Uykuya dalarken, kalbi ritmini bulmaya çalışıyor, sakinleşiyor ve dalıp gidiyordu. Bulutlar kenti terk etmek üzereydi. Yağmur ise yorulup hızını azaltmış, arkada kalan damlalar da bitişe varmak için son adımlarını atıyordu. Tüm su birikintileri ve çamur dağılıyordu, kaldırımlara izini bırakırken.
PUF, AYNA VE HAYAL Bölüm 2
Bu yazı 06.11.2007 tarihinde mutluadam tarafından yazıldı, 170 kez okundu, 6 alkış aldı, 0 yorum yapıldı.
| Beğendiniz mi? Alkışlayın! Apploud! | Tüm Hayal ile Ümit Yazıları All Fancy Tale | ||
| Yorum Yaz- Make Comment| |


