Hayal ile Umit Hikayen - A Tale of Humanity
PUF, AYNA VE HAYAL Bölüm 1 başlıklı yazının detayı
Pufu çekti ve yavaşça oturdu, aynaya baktı ve aynayı temizledi. Kendini aynada ne kadarda küçük hissetti. Her zaman olduğu gibi dikkatini ilk çeken iri gözleriydi, kendini seyrediyordu; gözleri, kaşları, kirpikleri, burnu, dudakları, çenesi, kulakları, saçları ve bedeni… Yıllardır hasret kaldığı çok sevdiğine kavuşmuşçasına bakıyordu aynadaki kadına. Hangisi o idi? Aynadaki mi, pufta oturan mı? Gözlerinin içine baktı, kaşlarına dokundu. Usulca parmaklarıyla kirpiklerinin ve kaşlarının üstünden geçti. Sadece aynada kendini görmüyor, aynadaki kadınla birlikte parmak ucuyla kendini tekrar seyrediyor ve hissediyordu. Kaşları, yüzündeki ufuk çizgisi gibiydi, ince ve alımlı. Önce işaret parmağı ile özenle alınmış kaşına dokundu. Sevgiye aç bir çocuğun saçını okşar gibi okşadı. İnce bir hat üzerinde ilerliyordu. Kaşından sonraki durak, uzun kirpikleriydi. Onlara bir güle dokunur gibi dokunuyor ve yumuşaklığı hissediyordu. Bir kirpik sırasını bir başka kirpiğe bıraktığında, soluk alışı, kalp atışları değişiyor, içi ürperiyordu. Aynadaki kadınla göz göze geldi, o da parmak ucunu seyrediyordu. Kaşlarının ortasına geldiğinde, burnuna yöneldi. Yavaşça parmak ucuyla aşağıya inerken, derin nefes alıyor, avucunu bedenin sıcaklığı sarıyordu, nefes alışları derinleşirken, kalp atışları eşlik ediyor, göğüs kafesi giderek yükseliyordu. Burnunun sonuna geldiğinde, bir uçurumun kenarına gelmiş gibi hisseti kendini ve parmağını boşluğa bıraktı, bedene sertçe çarpan ne deniz ne kayalıklar ne de çalılıklar vardı. Uçurumdan aşağıya düşerken, çarpacağı yer yumuşak dudakları oldu ve parmak ucunu öptü parmağına can verircesine. Derin bir nefes aldı. Dudakları el sallarken, parmağını çekti. Ayakları yere basmıyordu, ruhu ise tepeye varır gibiydi, soluksuzca koşan bir tay gibi. Aynadaki kadın bütün bunları derin bir ilgiyle izliyordu. Aklına geldi, bir daha baktı, eline kalemi aldı ve kalemin her dokunuşuyla gözleri daha belirgin hale geliyordu. Göz kalemini yerine koyduğunda, irileşen ve ince siyah bir hatla belirginleşen gözleri biz buradayız diye haykırıyordu. Sanki aynadaki kadın aynı fikirde değildi, memnun değil gibiydi. Eline farı aldı “Biraz renk katalım kara dünyaya” dedi. Önce maviyi denedi, aynadaki “Olmadı” dedi. Hemen sildi. Sonra bir başkasını denemeye koyuldu ve tek tek deniyordu tüm sevdiği renkleri. Her renk denemesinde ve silişinde aynadaki kadın iyice kaşlarını çatıyor, farların rengi birbirine girdikçe içindeki gerilim artıyordu. Malzemeler birbirine karışıyor, aradığını bulamaz hale gelmişti. Makyaj çantası masanın üzerine dökülmüş, yayılmış bir durumdaydı. Mendiller, pamuklar her yere savrulmaya başlamıştı. Bir ağacın yaprakları mı kuruyor ve dökülüyordu? Farı bırakıp rimeli alıyor, tamamlamadan bırakıp dudaklarına geçiyordu, ruju seçip dudaklarından herhangi birisine değip bırakıyor, fondöteni alıyor tam sürmeden geri bırakıyordu. Derin bir nefes aldı, dudaklarını emdi. Aynadaki kadın giderek çirkinleşiyor ve bakılmaz bir hal alıyordu. Kaşlarına dokunan kirpiklerini öpen o değildi de başka birisiydi, aynadaki kaşlar ise çatıktı, öfkeli bakışlarla. Sertçe masaya bırakıyordu eline aldıklarını. Sertçe vuruyor “Of! Of! Olmuyor Neden? Zamanım, zamanım, kalmadı. Hazırlanmam lazım of?” Ucuz bir palyaço ya da bir cadıya dönüyordu aynadaki asık suratlı kadın.
PUF, AYNA VE HAYAL Bölüm 1
mutluadam :)
Bu yazı 21.09.2007 tarihinde mutluadam tarafından yazıldı, 124 kez okundu, 2 alkış aldı, 1 yorum yapıldı.
| Beğendiniz mi? Alkışlayın! Apploud! | Tüm Hayal ile Ümit Yazıları All Fancy Tale | ||
| Yorum Yaz- Make Comment| |
hikayedeki puf başlığa girecek kadar önemli gelmedi bana. |
demeter 02.10.2007 15:52:47 |

02.10.2007 15:52:47
